Fatih bir gün hayatında ilk defa planlı bir geyik yapmaya yeltenmişti. Hayatının o güne kadarki her dakikasını plansız geyiğe doygun geçiren Fatih, ilk kez bir geyik planlamaya kalktığında aklını tamamen boş hissediyordu. Gerçi bunu aklının gerçekten boş olmasıyla açıklayabilirdiniz, ama hayır! Aklına hiç geyik gelmiyordu!!!
O sırada Gamze Fatih'in odasına daldı. Tüm terbiyesizliği ve öküzlüğüyle , Fatih'in içeride ne yaptığını umursamadan ve kapıyı çalmadan... Aslında onun odasına bu şekilde girmeyi artık alışkanlık haline getirmişti. Her muhabbette, en küçük lafta "Ahır gibi odan var" diye belirtip duruyordu. O nedenle buraya saygısızca girmesi normaldi. Tek amacı Fatih'i sinirlendirmekti.
Gamze, içeri girmesiyle suratına doğru ivmelenen bir yastık gördü. Fatih ondan habersizce kurduğu düşman izleme sistemi sayesinde o gelmeden biraz önce durumdan haberdar olmuş ve böylece yapacağı saldırıyı önceden hazırlayabilmişti. Bu tesisatı kurmak için harcadığı paraya zerre acımıyordu, ama kafasında bu tesisatı kurmadan da Gamze içeriye girdiğinde yastık atarak bu işi para harcamadan yapabileceğine dair bir şüphe dolanmıyor da değildi.
Gamze kendisine doğru gelen yastığı farketmiş ve ondan kaçmak için son anda kıvrılmıştı. Becermişti de, çünkü oldukça çevik bir kızdı. Karizmatik hamlesini yaptıktan sonra saçlarını savurarak Fatih'e baktı ve: "Benim yutulmaz lokma olduğumu unutmuşsunuz Fatih bey. Etrafa kurduğunuz o sistemlerin gözümden kaçtığını mı sandınız? Aaa... Ama bu tam da sizden beklenecek bir hamle" dedi.
Lafının bitmesiyle üstüne doğru bir yastık daha savruldu. "Hmm, beni rahatsız etmekten asla bıkmıyorsunuz Gamze Hanım. Bunun yerine yarına yetişmesi gereken yazıyla ilgili bir şeyler yapmaya ne dersiniz?" Önünde boş boş yatan kağıdı gösterdi, ama yandaki kovayı dolduran buruşuk kağıtları göstermesine gerek kalmadı, çünkü tavana kadar yükseliyordu. "Bir fikriniz var mı, yoksa boş kağıdı yeni bir edebiyat akımı olarak yedirebilmemiz ihtimaline mi oynayalım?"
Kendisine doğru gelen yastığı tek eliyle yakalayıp(sanki bir yastığı tek elle yakalayabilmek marifetmiş gibi) hışımla yere fırlattı ve Fatih'in üzerine yürümeye başladı. "Neden bana yükleneceğine sen bir şeyler yazmaya başlamıyorsun? Aslında buna başlamadan önce şu PİSLİK dolu odayı temizlesen? Burası çalışmak için uygun bir ortam değil ve sen burayı temizlemeden ben elime kalem falan almıyorum!"
Yastığı eliyle sıktığı sırada Gamze'nin fark etmediği şey, yastığın içine ustalıkla gizlenmiş biber spreyi ile dolu ufak balonlardı. Patlayan baloncuklardan serbest kalan gaz difüzyonla yayılırken Fatih yerinden kalktı. "Eğer odamın temizliğinden memnun değilseniz, Gamze Hanım," dedi yerdeki top haline getirilmiş bir çorap yığınını tekmelerken, "günde beş defa bu odaya gelip şikayet etmek yerine daha temiz bir oda bulabilirsiniz." Gamze'nin tam karşısına geçip ellerini beline koydu ve yere türükerek tam aralarından geçmekte olan bir hamamböceğini boğdu.
Fatih'in yaptığı son hareketi yüzünde bir tiksinme ifadesiyle izleyen Gamze, suratını ters yöne çevirdi. Fakat Fatih'in söylediği lafları unutmamıştı, adeta kulaklarında çınlamaktaydılar. Hayal kırıklığına uğramış gözlerle Fatih'e baktı ve: "Beni odandan kovuyorsun demek... Pekala... Doğru ben neden buradayım ki? Ne işim var benim senin odanda..." Anlamadığı bir şekilde gözlerinde yaşlar birikmeye başlamıştı. Neden olduğunu bilmiyordu ama gözleri acı acı yanıyordu. Başını öne eğerek odadan çıkmaya yeltendi ama Fatih'in çıkarıp attığı bir adet ayakkabıya takıldı ve yüzüstü yere kapaklanıverdi.
Gamze'nin son tepkisi üzerine şaşkınlıkla baktı Fatih. Ne yapmıştı ki? Yine de suçlu bir çocuk gibi yerinde kıpırdandı kararsızca. Sonra başını kaldırdı, "Ga-Gamze..?" Kız tam arkasını dönmüş takılıp düşecekken kolundan yakaladı kof vücudundan beklenmeyecek bir çeviklikle. Gözlerindeki yaşları görünce bir an donakaldı, sonra kahkahalarla gülmeye başladı. "Demek ki yastığa koyduğum biber gazı etkisini göstermiş, hem de fazlasıyla. Bunu beklemiyordunuz sanırım Gamze Hanım," dedi kollarını bağlayarak, ve ekledi: "Öyleyse içine kattığım AIDS virüsü de çoktan bulaşmış olmalı."
Yere düşmekten son anda kurtulmanın verdiği şaşkınlıkla, yaşlı gözleriyle Fatih'e döndüğünde onun verdiği tepki karşısında afallamıştı. "Bi-biber gazı mı?" dedi elleriyle gözündeki yaşları silerek. Fatih'in bilmiş bilmiş konuşması sinirlerini bozmuştu. Herif şimdi de aids diye saçmalıyordu. Alnındaki damar atarken bir hışımla ayağa kalkıp bağırdı: "BENİ ÖLDÜRMEK Mİ İSTİYOSUN SEN BE?!"
Gamze karşısında tepinerek bağırırken Fatih de ellerini kalçalarına koymuş kahkahalar atıyordu. Neden sonra, yaptığı şeyin garipliğini fark etti ve ellerini kalçalarından çekti. Gamze'ye ciddi bir şekilde baktı. "Sence de stereotipleşmiyor muyuz? Böyle klasik tepkiler, klişe laflar falan? Bak ben de filmlerdeki kötü adamlar gibi gülmeye başladım. Bu işte bir terslik var, bu biz değiliz." Yumruğunu havaya kaldırdı, "Buna bir son vermeliyiz!"
"Ummm haklısın sanırım, ne bileyim" dedi ve aptal aptal gülümserken sağ eliyle saçlarını karıştırdı. O sırada kafasının yanından mavi bir ter damlası düştüğünü hayal ediyordu. "Ben de bu aralar çok anime izledim sanırım." Kafasını sallayıp toparlandı. "Tamam o zaman nerde kalmıştık? Ben odayı terk ediyordum. Sen ortalığı toplamadan da gelmiyordum,evet. Sana kolay gelsiiin" kapıdan çıktı.
Odadan çıkarken Gamze'nin arkasından seslendi: "Çok beklersin Gamze!" İçeri dönüp tekrar sandalyesine oturdu ve boş kağıtla kesişirken hüzünlü sessizliği dinledi. Sonra arkasına yaslandı. "Oh be, sessizlik gibisi yok." Kalemini eline aldı ve düşündü. Aklına daha iyi bir şey gelmeyeceğine emin olduğu için, belki bir haftalığına başını tekrar ağrıtmazlar umuduyla, az önceki olayı kağıda yazmaya başladı. "Fatih bir gün hayatında..."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder